18/06/1981 de Azerbaycan Bakü'de dünyaya geldi.
2002 yılında bilgisayar programcılığı konusunda eğitim almasına rağmen, çocukluk yıllarından beri ressamlığı karşı büyük sevgisi nedeniyle bu alanda çalışmaya karar vermiştir.
Günay Mehdizade'nin ressamlığa yönelmesinde iki büyük ressamın rolü vardır, Azerbaycanın emektar ressamı Beyimhanim Hacizade ve SSR ve Azerbaycan ressamlar ittifakının üyesi Esgerov Esger.
Günay Mehdizade Azerbaycan ve yurtdışında icra edilen sergilere iştirak etmiş ve eserleri büyük başarılar sağlamıştır.
2011 yılında Azerbaycan Ressamlar İttifakına kabul edilmiştir.
'Milli Kablar' isimli eseri Azerbaycan 'Art of Azerbaycan' ansiklopedisine alınmıştır.
'Novruz' isimli eseri Azerbaycan 'Tasvir Sanatında Tarih ve Şahsiyet' kitabına alınmıştır.
2013 yılında İtalya büyükelçiliğindeki sergiye kabul edilmiştir.
2014 yılında IV. Uluslararası canlı resim sempozyumunda Azerbaycanı temsil etmiştir.

Günay Mehdizade

Günay Mehdizade için janr sınırı yoktur ve o kendisini bilinen janrların herbirinde serbest hissetmektedir. Onun gelenekselleşen konulara yönelmesinin yeni ve ferah görünmesinin kökünde de bu farklı ilişkisi yer almaktadır.
2004 yılından itibaren tanınmış fırça ustası tecrübeli eğitimci Əsgər Əsgərovdan resim sanatının sırlarına vakıf olmaya başlayan ressam, çok kısa bir zamanda kendisine ait sanat-teknik özellikleri göstermeye başlamıştır. İtiraf etmelidir ki milli kaynaklara yönelen bu tür ferdi sanat ilişkisi ortaya koymak her yaratıcıya müyesser olmamaktadır.
Çağdaş sanat proseslerinin çok tezatlı bir sonuca köklendiği, yaratıcıların medeni görünmek yarışının milli sanat değerlerimize zarar getirdiğinin sıkça göründüğü şimdiki şartlarda bazen bütün bunların tersini kendinde yaşatan sanat örneklerine de rastlayabiliriz.
Vurguladığımız bu yeni ve kendine özel sanat tutumunu genç ressam Günay Mehdizade'nin muhtelif konulu ve türdeki eserlerinde görmek mümkündür. Bu manada Günay'ın 2006 yılından sonraki muhtelif devlet sergilerinde devamlı katılmasının değerlendirilip Azerbaycan Ressamlar Birliği’ne üye olarak kabul edilmesi ve onun yenice gerçekleşmeye başlayan sanat dışavurumlarına resmi bir desteğin ifadesi olarak anlaşılmalıdır. 2013 yılında genç Azerbeycan ressamlarının İtalya'da gerçekleştirilen sergisinde büyük günay Mehdizade’nin büyük beğeni kazanması da bu başarılı başlangıcın tesadüfi olmadığını göstermiştir.
Aslında genç ressamın yaratıcılık biyografisi kimilerine çok ilginç gelmektedir; Bilgisayar Mühendisi olan Günay'ın ressamlığa yönelmesinin başlangıcında Sara Nezirova Oguz hanım tarafından farkedilmesi ve iki profesyonel ressamın yanında (Azerbaycanın emektar ressamı Beyimhanim Hacizade ve SSR ve Azerbaycan ressamlar ittifakının üyesi Esgerov Esger) yaklaşık 8 yıl Tesviri Sanat ve Heykeltraşlık alanında özel eğitim alması ve bu alanda çalışması onun profesyonel seviyeye ulaşmasına katkı sağlamıştır. Bu birlikte eğitim aynı zamanda çağdaş teknikler yerine resmin klasik ifade formlarına yönelmesine yardımcı olmuştur. Eğer Günay’da birçoğuna benzer sanat yaratıcılığı yolunu seçmiş olsaydı kesinlikle eserleri o kadar dikkat çekmezdi. Onun Kadim Milli manevi kaynaklarımıza dikkati ve onlara yaratıcı ve şahsi yaklaşımları onun sanat dünyası hakkında konuşulmasını mecbur kılmıştır.







Günay Mehdizade nin 'Atatürk Portresi' isimli eseri Türkiyenin başkenti Ankara'da Atatürk Evi müzesine daimi sergilenmek üzere alınmıştır.
Günay Mehdizade nin 'Nar' isimli eseri Konya Modern Sanat Müzesinde daimi sergilenmede yer bulmuştur.



Son olarak yaratıcı çalışmalarında sürekli belirli bir konu üzerinde çalışan ressam, ortaya koyduğu eserlerde hem realist hem de kadim sanat geleneklerinin ifade olanaklarının sonsuzluğunu göstermeyi başarmıştır. (Emekdar İncesanat Xadimi, Sanatşinas Ziyadxan Eliyev'in yazısından alıntı yapılmıştır.)



Günay Mehdizade'nin eserlerinde ilk göze çarpan unsur onun milli değerlerimize ait olan değerlerin çok zengin tutumlu, bedii çalar baxımından çoxqatlı olmasına eminliyidir. Eğer bu kendine güven olmasaydı şüphesiz bizi orta asırlardan başlayarak etkilemeye devam eden minyatür tarzında eserlerin getirdiği sanat-estetik ve felsefi-ruhani değerler bu kadar yeni bir biçimde ortaya konamaz ve dikkat çekmezdi. Avrupa’da meşhur optik-fiziki perspektife alternatif olarak İslam güzel sanatlarında dünyaya bakışın sanat tarzı olarak ortaya çıkan, en eski örneklerinin 11-13. asırlardan bize ulaşmış olan ve el yazmalarındaki uygulamaları nedeniyle Minyatür olarak tanımlanan bu sanat-felsefe kaynağından incelik ve yaratıcılıkla faydalanmak, bunu gerçekleştiren sanatçının eserlerine milli değer ve Şark ruhu vereceği aşikardır.
Bugün batıda yüzyıl önce yaşanan ve tarihin arşivine gömülen tarz ve akımların döküntülerini Azerbaycan sanatına getirip “çağdaş sanat” diye ortaya koymaya çalışanlar unutuyorlar ki Avrupa için böyle sunumlar artık eski ve geçersizdir. Dünya için, sanat duruşunda milliliğin globalleştirilmesini sağlayan eserler daha anlamlıdır. Bu manada Günay Mehdizade'nin muhtelif tarzlarda yarattığı eserlerde başka milletler ve halklar için de özlü ve duygu taşıyan sanat-estetik yönelişler bir hayli fazladır.
Mani felsefesi ve Uygur-Çin ressamlık prensiplerinin İslami değerlerle birleşerek sunulması şeklinde gerçekleşen Minyatür Üslubu doğrudan sanat-teknik gücü ve felsefi-ruhani tutumu nedeniyle dünyada benzeri olmayan bir manevi değerdir. Bu nedenle bu tarz eserler ortaya koymak isteyen her ressamın milli sanat-felsefe değerlerine ve Şark ve İslam medeniyetine derin bir vakıflığını gerektirmektedir. Günay Mehdizade'nin çeşitli eserlerinde eski geleneklere yakınlık ve bunun çağdaş tefsirine eğilim vardır. En önemlisi ressamın sadece 6-7 yıllık bir yaratıcılık geçmişinde kişisel sanat yaklaşımını yeni eklemelerle zenginleştirmesidir. Şöyle ki; önceki eserlerinde minyatür tarzındaki yaklaşımlarında önceden formların daha bütün, renklerin daha dekoratif-lakonik biçimine meyilliyken sonradan bu tarzını form-biçimini “paralanmış” parçaların (şebeke tarzı) tamamının yarattığı sanat-estetik tutumuna dönüştürmüştür.
Onun “Aile” “Komşular” “Mahsul Bayramı” “Mahnı” “Nar Nağılı” “Küpeler” “Nevruz” “Dans” “Miskaplar” ve “Gençlik” eserlerinde bahsettiğimiz birinci devre etkilerini görmek mümkündür. Bu eserlere baktığımızda onun milli adet-ananelerimize, zengin etnografyamıza ve giyim medeniyetimize vakıf olduğunu görebiliriz.
Günay Mehdizade’nin muhtelif görüntüleri sanatsal olarak ortaya koyduğu önceki çalışmalarında gördüğümüz geniş birleştirmeleri, daha sonraki eserlerinde maksatlı olarak bölmeye yöneltmesi onların çok etkili ve anlamlı görünmesini sağlamıştır. Tüm eserlerin özünde manzara ve natürmort tarzını içermesi de dikkat çekicidir. Bu anlamda dikkat çeken eserleri “Kırmızı Ağaçlar” “Meyvelerle Natürmort” “Güller” “Güldanla Natürmort” “Nar ve Ağ Kuzeler” “ Kadim Kablar” v.s. Aslında bu “paralanmada” hem de şebeke-qurama gibi milli maddi medeniyet örnekleriyle anım yaradacak sanat makamlar duyulan olduğundan onlar duygulandırıcı qebul olunurlar.
Günay Mehdizade'nin yaratıcılık örneklerinde, renklerin tesirlerini bütün tutumuyla gösterme yeteneği de üstündür. O, insan, doğa ve doğal şeylerin sanat dışavurumunda faydalandığı renklerin en çeşitli skalasının bu eserlerin genel ruhuna katabileceği değeri arzulanan tutumda gösterebilmektedir. Tabii ki ressam bu süreçte Avrupalılar gibi renk bütünlüğü yerine kadim minyatürcüler gibi renklerin harmonisini elde etmeye çalışmaktadır.